İçeriğe geç
, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İzlenmesi Gereken Beş Biyografik Yapım

Yazıyı okurken dinleyebileceğiniz sizler için seçtiğim bir parça 🙂
Kurgular sizi etkileyebilir, gerçek olmadığını hatırlayana kadar.
Ama gerçekler hep oradadır,
Siz bilmeseniz dahi.
En saf ve vahşi haliyle, oradadırlar.

İnsanoğlu öyle garip bir mahluktur ki kafasında yaratabileceği onlarca kurguyu gerçek olmamasına rağmen inanabilir. Sanki görmüş gibi, duymuş gibi yaşar onu içinde. Hepimiz, başımızı yastığa koymadan önce “hiç yaşanmamış” anılarımız arasında süzülürüz her gece. Bazen gerçekler bizi sıktığı için bazen de “daha fazlasını” istediğimiz için. O an hiç de düşünmek istemeyiz gerçek olmadığını ve belki de hiç yaşanmayacağını. Ancak unuttuğumuz bir şey vardır ki ne kadar heyecanlı olsalar da kurgular, yaratıldıkları gibi ölmeye de mahkumdurlar ama gerçekler ne yaratılırlar ne de ölürler. Siz görmek istemeseniz bile onlar hep oradadırlar.

Son zamanlarda, izlediğim filmlerden olsun okuduğum kitaplara kadar dikkat ettiğim tek unsur da bu: “Gerçeklik.”

Fark ettim ki bir filmin son sahne müziği çaldığında ya da bir kitabın son cümlesini okuduğumda hissettiğim o yoğun duygular birkaç dakika sonra bunun “Kurgu” olduğunu anlamamla bitmemeli. Tersine, gerçek olduğunu bilmenin etkisiyle daha da fazla kapılmalıyım her duyguya. İşte tam da bu yüzden son zamanlarda ilgilendiğim tek yapım türü “Biyografik”.

Bu yazımda da sizlere son zamanlarda izlediğim ve önermek istediğim beş biyografik yapımı listeleyeceğim. İçinde; belgeseller, diziler içeren bu listede, daha önce izlemiş olduğunuz bir yapımla karşılaşırsanız yorumlara bu yapımla ilgili fikirlerinizi belirtebilirsiniz ve hatta kendi önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Keyifli okumalar…

I.WHEN THEY SEE US

Değerlendirme: 4 / 5.

Ava DuVernay tarafından yönetilmiş biyografik-dram türündeki Amerikan Netflix dizisi. 31 Mayıs 2019’da 4 bölümlük bir mini dizi olarak yayımlanmıştır. When They See Us, işlemedikleri bir suç yüzünden hapse giren beş gencin hikayesini konu ediyor. Beş genç -Antron McCray, Kevin Richardson, Yusef Salaam, Raymond Santana ve Korey Wise- Central Park’ta koşu yapan bir kadına cinsel saldırıda bulunmakla suçlanırlar. Onlar her ne kadar suçsuz olduklarını söyleseler de polisler çocukları saatlerce gözaltında tutar, işkence yaparlar. Ailelerinden ve evlerinden uzak kalmış çocuklara “yalan ifade” verirlerse eve gitmelerine izin vereceklerini söyleyen polis, hiç suçları olmamasına rağmen çocukların yalan ifadelerini alırlar. Ailelerin çaresizliği, çocukların saflığı ve ırkçılığın sonucunda beş çocukta suçsuz yere yargılanırlar. Davayı kaybeden “Central Park Five” adıyla tanınan beş siyahi genç, işlemedikleri bir suç yüzünden hapis yatarlar.

Hikaye tam olarak böyle başlıyor aslında ama ilerleyen bölümlerde o çocukların büyümelerini, ileriki hayatlarını yapımcılar bizlere o kadar güzel aktarmış ki etkilenmemek mümkün değil. Aynı zamanda dizi, 71. Primetime Emmy Ödüllerinde 11 adaylık, Jharrel Jerome En İyi Mini Dizi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştır.

Amerika’nın en popüler davalarından biri olan “Central Park Five” ın nasıl sonuçlandığını, çocukların şimdiki hayatlarını merak ettiyseniz hiç kaçırmayın bu diziyi.

Dizinin Fragmanı

II.THE ACT

Değerlendirme: 5 / 5.

The Act, 20 Mart 2019’da Hulu’da yayınlanmış sekiz bölümde noluşan bir Amerikan biyografik-suç-drama dizisidir. Konusu, Gypsy Rose Blanchard’ın gerçek hikayesini ve “Münchausen by Proxy Sendromu” olan annesi Dee Dee Blanchard’ı anlatıyor. Öncelikle sendromu açıklamak gerekirse  çocuklarının sürekli hasta olduğuna inanan ve bunun için doktor doktor dolaşan ebeveynler için kullanılan bir kişilik bozukluğudur. Dizide Patricia Arquette, kızına bebekliğinden beri üzerine titreyen bir anneyi oynuyor. Ancak bu ilgi bir süre sonra ciddi bir boyuta ulaşıyor ve bir annesi kızına doğrudan hastalık ve sakatlıkları olduğunu üreterek kızını taciz etmeye başlıyor. Böylece Gypsy’nin yürüyebiliyor olmasına rağmen tekerlekli sandalyeye bağlı olmasına, olmayan sebeplerden bütün dişlerini çektirmesine, mide hortumuyla beslenmesine neden olacak zorlu bir hayatı başlıyor.

Dizi bir çok ödüle aday olmuş bazılarını da kazanmıştır. Örneğin: Golden Globe Awards (Altın Küre Ödülleri), Emmy Ödüllerinde en iyi yardımcı kadın oyuncu rollerinde Patricia Arquette kazanmıştır. Yine de şahsi yorumum: Başrolü oynayan Joey King muhteşem bir performans çıkarmış. Dizi boyunca kullandığı sinir bozucu bebeksi sesine bile hayran kalacaksınız. Diğer karakterleri canlandıran oyuncu isimleri de hiç yabancı değil: AnnaSophia Robb, Chloë Sevigny ve Calum Worthy.

Dizinin her bölümünde hiç eksilmeyen bir gerilim mevcut. Sizi çok sinir edecek bazen de rahatsız edecek sahnelerle karşılaşacaksınız. Spoiler vermemek adına ileriki bölümlerde neler olduğunu yazmayacağım ama hikayenin ilerisinde “Yok Artık!” dedirten şeyler izleyeceksiniz. Beni uzun süre etkisi altında bırakmıştı. Listedeki favorilerimden biri olan bu diziyi mutlaka izlemenizi öneririm.

Altyazılısını bulamadım 🙁

Ayrıca bu hikayenin bir de belgeseli var. “Mommy Dead and Dearest” HBO yapımlı belgeselini de kendi “İzlenecekler” listenize ekleyebilirsiniz.

III.MINDHUNTER

Değerlendirme: 5 / 5.

Mindhunter, 13 Ekim 2017 tarihinde Netflix’te başlayan bir Amerikan suç drama internet dizisi.  Konusu, Mark Olshaker ve John E. Douglas yazarları tarafından kaleme alınan “Mind Hunter: Inside FBI’s Elite Serial Crime Unit” romanı üzerinedir. Usta yönetmen David Fincher, yönetmen ve yapımcı olarak yer alır aynı zamanda hikâyenin yaratım sürecine doğrudan katkıda bulunur.

Netflix ikinci sezonu 16 Ağustos 2019’da yayınladı ancak Ocak 2020’de, dizinin süresiz olarak bekletildiğini duyurdu. Son zamanlarda çıkan dedikoduya göre dizinin çekimlerinin devam edilme kararı var, dizinin sevenleri için bir umut oldu.

FBI davranış bilimleri departmanının kuruluş hikayesini anlatan Mindhunter, gerçek bir hikayeye sahip. Genel olarak insanların neden suç işlediğini ve bir insanı suça iten unsurları irdeleyen Mindhunter, size sosyoloji ve psikoloji konusunda yeni bakış açıları kazandıracaktır. Hikaye, FBI ajanları Holden Ford (Jonathan Groff) ve Bill Tench (Holt McCallany) ile birlikte QItico, Virginia’daki FBI Akademisi Eğitim Bölümü’nde FBI’ın Davranış Bilimi Birimi’ni işleten psikolog Wendy Carr (Anna Torv) karakterlerinin etrafında dönüyor. Gerçek seri katillerinin hikayelerini, onlarla olan görüşmeleri birebir gerçek video kayıtlarından esinlenerek çekmiş olmaları dizinin ne kadar özenle hazırlandığının en büyük kanıtı.

Ödülleri: 2018 En İyi Drama Konuk Oyuncusu Dalında Gold Derby Ödülü, 2018 2 Dalda Online Film & Television Association Ödülü, 2018 Drama Türünde En İyi Erkek Oyuncu Dalında Satellite Ödülü.

Netflix’te böylesine kaliteli dizileri görmek nadirdir. Yenilikçi olması, konuyu ağır ağır ama lezzetli bir şekilde ele alması, rahatsız edici ama merak uyandırması nedeniyle şiddetle tavsiye ediyorum.

IV. GABRIEL FERNANDEZ’İ KİM ÖLDÜRDÜ?

Değerlendirme: 4 / 5.

“Gabriel Fernandez’i Kim Öldürdü?”, California’dan sekiz yaşındaki bir çocuk olan Gabriel Fernandez’in 2013 cinayeti ve istismarı hakkında Amerikan suç belgeselidir. 26 Şubat 2020’de altı bölümlük bir mini dizi olarak Netflix’te yayınlandı.

Bir kadının kendi çocuğunu sosyopat sevgilisiyle beraber aylarca işkenceye maruz bırakmasını ele alan dizi, İngilizce adıyla ‘The Trials of Gabriel Fernandez’, 8 yaşındaki Gabriel Fernandez’in işkencelere daha fazla dayanamayarak ölmesinin dehşet verici hikâyesini gözler önüne seriyor.

İzlerken nutkunuz tutuluyor, aklınız almıyor. Her şey o kadar çocuğun aleyhine ilerliyor ki sanki ölümü kaçınılmazmış gibi. Amerika’nın Sosyal Hizmetler kurumundan tutun, asayişi sağlayan görevlilere kadar suçlu herkes Gabriel’in ölümünde. Dizi de tam bu noktaları ele almış. Mahkemeyi birebir izlediğiniz yapımda aslında bütün hikayeyi, davanın sonuçlanmasını, devletin hatalarını bölüm bölüm izliyorsunuz. Konusu nedeniyle akıcı gibi görünmese de tersine bir oturuşta izleyeceğiniz bir yapım. Davanın savcısı “Jonathan Hatami” belgeseli en etkili kılan isim olmuş bence. Empati yeteneğiyle, duygusallığıyla, davayı çözme isteğiyle bağlanıyorsunuz zaten yapıma.

Ancak yine de uyarmam gerekir ki, herkesin kaldırabileceği bir yapım değil, +16 yaş ve üzeri izleyiciler için uygun olduğunu Netflix belirtmiş. Diziye başlamadan önce fragmanı izlemenizi tavsiye ederim.

Altyazılısını bulamadım 🙁

V. ABDUCTED IN PLAIN SIGHT

Değerlendirme: 3 / 5.

“Abducted in Plain Sight, Skye Borgman tarafından yönetilen 2017 tarihli bir Netflix suç belgesel filmidir. Belgesel, 1970’lerde komşusu Robert Berchtold tarafından iki kez kaçırılan Idaho’lu kız çocuğu Jan Broberg’ in kaçırılma olaylarını ele alıyor. Çoğunlukla röportaj havasında, eski fotoğraflar, ses kayıtları ve aktörlerle yapılan kurgusal çekimlerle hazırlanmış film, Broberg ailesinin hikayesini anlatıyor. Sonrasında da dava sürecini izliyorsunuz.

Kurgu olsaydı mantık hatalarıyla dolu bir film olurdu ve izleyemezdiniz ancak gerçek oluşu sizi her 5 dakikada bir şok ediyor. Ebeveynler daha ne kadar saçmalayabilirler diye düşündüğünüzde, hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak şekilde saçmalamayı başarıyorlar. Küçücük kızlarının başına gelenlerden anne de baba da suçlu ama komşuları Robert, öyle karizmatik ve manipülatif bir insan ki bütün aileyi parmağında oynatıyor.

Rahatsız edici biçimde sinir bozucu bir yapım olmasından dolayı +16 yaş ve üzeri izleyiciler için olduğunu hatırlatmak da fayda var. Ne kadar sinir bozucu olsa da yaşananların “gerçek” olması bu yapımı Film Festivallerinde “En İyi Belgesel” ödüllerine kavuşturmuş.

Buyurun fragmanı:

Altyazılısını bulamadım 🙁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Group 6 CopyCreated with Sketch.

More Information?

Fill out your details and we will get back to you as soon as possible.